Gönderen Konu: Zümrüd-ü Anka Kuşu ve Ejderha  (Okunma sayısı 2727 defa)

  • Forum Yöneticisi
  • Üstad
  • *******
  • İleti: 1431
    • Profili Görüntüle
Zümrüd-ü Anka Kuşu ve Ejderha
« : 20 Eylül 2007, 13:13:19 »
Er-Töştük masalında da, Zümrüd-ü Anka Kuşu yani kara kuşun tünediği ağaç, hayat ağacıdır. Ağacın altında bekçi olarak bir yılan bulunur. Masalda bu yılana "Acırğa", yani "Ejderha" denilir. Destanda yer altında başından geçen olayların anlatıldığı Er-Töştük, destanının bir yerinde hayat ağacındaki yuvasında yavrulamış olan kara kuşun yavrularını her yıl yiyen ejderhayı öldürür. Anne kuş geri dönüp, Er-Töştük'ü ağacın yanında görünce, hemen yutar. Ancak, yavrularından gerçeği öğrenince, yuttuğu adamı tükürür ve hayat ağacından aldığı hayat verici gücüyle, yeniden genç bir insan yapar. Er-Töştük kuştan kendisini yeryüzüne götürmesini rica eder ve kuşun sırtına biner. Yola koyulurlar, ancak yarı yolda kuşun yiyeceği biter. Er-Töştük de, kendi etlerini ve gözünü kuşa yedirir. Yeryüzüne vardıklarında, kuş onu yeniden yutup, tükürerek, taze bir insan haline getirir. Böylece Er-Töştük de, memleketine ve karısına kavuşur (Boratav 1965; Ögel 1971 : 541, 546). Bu masalda işlendiği gibi, yılan yani ejderha ve kara kuş, yani zümrüdüanka kuşu, yavruların yenmesi olayından ötürü karşılıklı savaşım halinde tasavvur edilmişlerdir.

Saray albümlerindeki, özellikle Yakub Bey albümlerindeki 14. - 15. yüzyıl Timuri ve Türkmen dönemi fırça resimlerinde de aynı konunun sıkça ele alındığını ve bu konu yansıtılırken ormanın öğelerinin daha gerçekçi bir resim üslubuyla işlendiğine tanık olmaktayız (res. 6). Bu albüm resimlerindeki ejderleri gruplandırarak çalışmış olan İtalyan sanat tarihçi Giovanni Curatola'nın da, konunun Er-Töştük masalıyla ilgisine işaret etmiş olması, bu savımızı desteklemektedir (Curatola 1989: 90-91).

Clevalan'daki saz üslubundaki ejder ve anka kuşu savaşımı resminde de, yine, Çin tasavvurundaki balık sırtı gibi pullu deriye sahip, tek boynuzlu, kanatlı, beş tırnaklı pençeleri olan bir ejder ile karşılaşmaktayız (res. 7). Bu konu Uzak Doğu sanatında da büyük bir öneme sahiptir. Çin Edebiyatında da, ejder ile zümrüdüanka bir çok karşılaştırmaların kaynağıdır. Çin sanatında bu kuş tüylü kuşların imparatoru olarak tasavvur edilir. Güvercinin boğazı, yılanın boynu ve balığın kuyruğundan meydana geldiğine inanılır. Oniki kanatlı olarak düşünülür, artık yıllarda onüç kanatlı olur, her zaman arkasında küçük kuşlar görülür. Hayırlı bir efsanevi kuştur (Williams 1978: 323). Biçim olarak İslam sanatında tasviri, Çin inancındaki betimlenişine uymaktadır.

Topkapı Sarayı kütüphanesindeki H. 2165 numaralı Osmanlı albümünde, bir sayfa kenarında (y.59b) altının tonlarıyla Er-Töştük masalının uzantısı olan ejder ile anka kuşunun yavrularının yenmesi sahnesini bir altın fırça süslemesi (halkar) olarak izliyoruz. 16. yüzyılın Osmanlı-Safevi kökenli sanatçılarına maledilebilecek olan bu çalışma da (res. 8), bize bu motiflerin sevilen bir bezeme konusu olduğunu düşündürmektedir.

Bu konu öylesine çok sevilmiştir ki, Osmanlı saz üslubunun çeşitli sanat kollarına uygulanışına bile yansımıştır. Kanuni Sultan Süleyman'ın (1520-1566) yatağanı (TSM 2/3776) konunun kuyumculuk sanatında işlediği en güzel örneklerden biridir. (Sarre ve Martin 1912: no. 248; Kanuni 1958: nr.69; Mayer 1962: 19 ; Pope 1964-65: lev. 1424 D; yücel 1964-5; Köseoğlu 1980: IV/6; Çağman 1983: E. 85; Atıl 1987: no. 86; Köseoğlu 1987: 1 ev.82; Rogers-Ward 1988; no. 83; Schâtze 1988: no. 84; The Splendour 1988: no. 121; Soliman 1990: no. 80; Aynı bezemeye sahip, kuşkusuz aynı ustanın eseri olan bir başka yatağan Rayad'da Şeyh El-Ard koleksiyonunda bulunmaktadır. Bkz. The Age of Sultan Süleyman 1990: no. 50.) Sırtında Saray Kuyumcusu Ahmed Tekelü'nün imzasını taşır ve 933 (1526-27) tarihini veren Sultan I. Süleyman'ın yüceltici sözleri içeren bir kitabesi vardır. Kabzası fildişi ve kademeli olarak mastika ince kıvrımdal ve hatayi motifleriyle süslenerek üzerine altın kıvrımdal, hatayi ve çin bulutları yerleştirilmiştir. Tek ağızlı ve kalın sırtlıdır. Aynı tarzda kademeli, oyma bezemeli altın balçığı vardır. Yabanın üst kısmı ise, her iki yüzünde de yüksek kabartma mücadele halinde ejder ve zümrüdüanka kuşu figürleriyle süslüdür. (res.9). Güçlülük, erdemllik simgesi ejder ile ölümsüzlük simgesi zümrüdüankanın krali bir eser olan bu yatağanda karşılıklı ele alınması, Uzak Doğu ve İç Asya kökenli bu ikonografinin nasıl Osmanlı dünyasına kadar uzandığını göstermesi ve asya mitolojilerinin nasıl Anadolu'ya ulaşmýs olduğunu göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

Topkapı Saray Arz Odasında bulunan Sultan II. Mehmed (1596-1603) için hazırlanmış olan tahtın (Çığ 1972: 20-22; Çığ 1976: 47-48) saz üslubundaki lake tavan süslemeleri arasında da, bir madalyon içerisinde ejder ile anka kuşunun karşılıklı tasvir edilmiş olması da, yine aynı ikonografinin bir hükümdar tahtına uygulanışının başka bir örneğidir. Osmanlı saz üslubunun en değerli kalemişi çalışması olan bu süslemeler Kemal Çığ'ın müdürlüğü esnasında yapılan restarosyan çalışmalarında rokoko üslubundaki nakışlar altından ortaya çıkarılmıştır. Beşik tonoz şeklindeki tavana sahip tahtın bu orijinal süslemleri, tavanın alt kısım bordüründe paftalar halinde yazılmış yirmialtı mısralık şiirden öğrenildiği gibi, 1597-98 tarihlerine aittir. Hatayiler, hançeri yapraklar, rozet tipinde çiçekler ve rumilerin dallarının spiralimsi kıvrımlar çizerek oluşturdukları kompozisyon arasında, tahtın kuzey ve güney tavanlarının ortasına, bir madalyon içerisinde ejderha ve zümrüdüanka kuşunun savaşımı sahnesi işlenmiştir (res. 10 a-b). Bu madolyonun etrafı da, yine hançeri yapraklarla bezelidir.

Gerek yatağan ve gerek tahtın beşik toz örtüsü üzerinde bu efsanevi yaratıklara yer verilişi, bize İç Asya mitolojisiin çağlar boyu kültürlerdeki sürekliliğini gösterdiği gibi, bu yaratıkların taşıdıkları hükümdarlara layık güç ve erdemlilik vasıflarının da dikkate alındığını düşündürmektedir (Topkapı Sarayı Müzesindeki 2/3775 bumaralı kılıcın kını v balçağı da ejder bezemelidir. Saz üslubunun erken örneklerinde görülen ejder motifinin kullanıldığı eserler arasında, başı ejder biçimi kulplu maşrapaları da anmak gerekir. Kuşkusuz, bunun en karakteristik örneği TSM Hazinesinde bulunan gövdesi necefli altın maştapadır (2/8. yayın için bkz. Köseoğlu-Rogers 1987: no.52) Timuri maşrapa formunun Osmanlı Sarayında 16. yüzyıl ikinci yarısında da sürdürüldüğünü gösteren bir eser olarak önem atşır. Kulbu, ağız kısmına birleştiği yerde ejder formu alır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür.) . Sonuç olarak, Osmanlı saz üslubundaki ejder resimlerinde ve bezeme üslubu olarak saz üslubunda rastladığımız ejder tasvirlerinde İran üzerinden Anadolu'ya ulaşmış bulunan İç Asya ve Uzak Doğu ikonografisi hakimdir, diyebiliriz.

  • Forum Yöneticisi
  • Üstad
  • *******
  • İleti: 1431
    • Profili Görüntüle
Zümrüd-ü Anka Kuşu ve Ejderha
« Yanıtla #1 : 20 Eylül 2007, 13:19:03 »
Bu efsane aslında Uzakdoğudan tutun Güney Amerikaya kadar yeryüzündeki tüm mitolojilerde yer alır. Üzerinde ufak tefek değişiklikler olmakla birlikte temel yapısı aynıdır.
Ana tema Zümrüd-ü Anka Kuşu ile Ejderhanın zıt güçleri temsil etmesi ve ikisinin savaşından sonuçta iyilik doğmasıdır.
Genelde Zümrüd-ü Anka Kuşu iyiyi, Ejderha da kötüyü temsil eder.
Ama Zümrüd-ü Anka Kuşunun gökyüzünü, Ejderhanın dayeryüzünü temsil ettiği ikisinin buluşmasından bereketli Nisan yağmurlarının oluşması şeklinde de duyabilirsiniz.
Sonuç olarak efsanenin tüm kültürlerde bulunması ve özünün aynı olması bana hep başlangıçta yeryüzünde tek bir ortak kültürün var olduğu izlenimini vermiştir.


Share me

Digg  Facebook  SlashDot  Delicious  Technorati  Twitter  Google  Yahoo
Smf

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
606 Gösterim
Son İleti 27 Eylül 2007, 12:29:54
Gönderen: Haberci
2 Yanıt
3548 Gösterim
Son İleti 18 Kasım 2007, 02:09:03
Gönderen: UfukHorizon